Avarlar Devlevleti
Avrupa’da Önemli Rol Oynamış Türk Kavmi: AVARLAR

AVARLAR III.-IX- yüzyıllar arasında dünya tarihinde önemli rol oynamış bir Türk kavmidir. Tarihi, Asya dönemi (III.-VI. yüzyıl) ve Avrupa dönemi (VI.-IX. yüzyıl) olmak üzere ikiye ayrılır.

           Hun İmparatorluğunun yıkılmasından sonra, Türkler’in ikinci imparatorluk hanedanı olan Avarlar (Aparlar) M. S. 200 sıralarında Orta Asya’da bağımsız bir imparatorluk (kabile federasyonu) kurdular. Bu imparatorluk, gittikçe kuvvetlenerek, 400 yıllarında Irtiş Irmağı’ndan Kore Yarımadası’na kadar uzanan geniş bir alanı kapsıyordu. Avarlar 458’de Çinlilerle yapılan bir savaşta yenilerek kuzeye doğru çekildiler, bir daha da eski yurtlarına dönmediler. İmparatorluk bir süre daha devam etti, 552’de, o zamana kadar Avarlara bağlı olan Kök-Türkler, Avar İmparatorluğunu yıktı, egemenliği ele aldılar. Kök-Türklere boyun eğmek istemeyen Avarların bir kısmı Çin’e sığındı, geri kalanlar da batıya doğru çekildiler.

           Asya’dan gelen Avarlar ilkin İtil (Volga) bölgesindeki Oğur Türklerine sığındılar, sonra başka bir kabile federasyonu halinde, gene Avar adı ile birkaç yıl sonra Kafkaslar’ın kuzeyinde, Alan ülkesi sınırında göründüler. Kafkas bölgesine varan Avar kağanı, 558’de Bizans’a bir elçilik heyeti gönderdi, İmparator İustinianus’a silâhlı bir bağlaşma teklif etti. Yapacağı hizmetler karşılığında kavmi için yerleşmeye elverişli topraklar istedi.

           Avarlar Avrupa’da

          Bizans İmparatoru bu cenkçi kavmi pek ciddiye almadı. Kağana verdiği cevapta, Bizans İmparatorluğunu, Kafkasya yönünden gelebilecek her türlü düşman saldırışlarından korumak şartı ile, yıllık yardım parası ve hediyeler vaadetti, fakat toprak vermeden bahsetmedi. Kağan bu şartlara razı olmuş göründü. Bizans İmparatorluğunun düşmanı Kuturgurları yola getirecek yerde, Kuturgur başbuğu Zebergan’la bağlaştı. Onun yardımı ile, ilk önce İtil-Don ırmakları arasında yaşayan Şaragur, Barsil ve Uturgurlar’ı, ondan sonra da Dinyepr – Dinyestr ırmakları arasında oturan slâvları buyruğu altına aldı. Böylece kuvvetlenmiş olarak, Aşağı Tuna bölgesinde Bizans sınırına vardı (562).

           Avarlar bu tarihten sonra Karpatlar’ın kuzey batısında Vistül, Elbe ve Oder ırmakları boyunca oturan slavlar’ı buyrukları altına alarak Ren’e kadar sokuldular. Frank Kralı I. Sigebert ile birçok defa çarpıştılar. Sigebert’in 566’da yenilmesi üzerine bir Avar – Frank bağlaşması yapıldı. Bundan sonra Avarlar Aşağı Tuna boylarında kurulmuş olan karargâhlarına döndüler. Yeni Kağan Bayan, Macaristan’ın Tizsa ötesi bölgesi ile Erdel, Eflâk ve Buğdan’da oturan Gepidleri (Germenleri) yenerek 567’de bu ülkeye, 568’de de, İtalya’ya göç eden Longobardların topraklarını aldı. Vaktiyle Attilâ’ nın yaptığı gibi başkarargâhını Tizsa ırmağı boylarında kurdu. Macaristan toprağında iki yüz elli yıl tutunabilen Avar İmparatorluğu’nun temelini attı.

           Avar – Bizans Savaşları

           Bayan’ın imparatorluğu, merkezi Macaristan olmak üzere, Elbe, Alpler ve Sava vâdisinden Don’a kadar uzanıyordu. Aşağı Tuna – Dinyestr ve Dinyepr bölgesi slâvları, Dinyepr ve Don arasında oturan Kuturgur ve Uturgur kavim kırıntılarının hepsi Bayan’ın egemenliğini tanıyorlardı. Bayan, Bizans’tan Sirmium (Mitrovica) şehrini istiyordu. Bizans imparatoru II. lustinos bu isteği reddetti. Avarların üstüne yürüdü. Fakat ordusu kaçtı, lustinos, Bayan’ın dikte ettiği barış şartlarını kabul etmek ve 80.000 altın vergi ödemeye razı olmak zorunda kaldı. Fakat Bayan da Sİrmium’dan vazgeçti (573). 579’da Sirmium yüzünden gene araları açıldı. Avarlar, üç yıl süren bir kuşatmadan sonra Sirmium’u zaptettiler (582). Kağan Bayan yeni barış antlaşmasında, son üç yıl içinde ödenmemiş olan yıllık para karşılığı olarak 240.000 altın istedi. Bizanslılar bu isteği yerine getirdiler. O sıralarda Avrupa’nın en kuvvetli devleti Avar İmparatorluğu idi.

           Avar İmparatorluğunun Çöküşü

           Avarlar’la Bizans arasında bundan sonra iki harb daha çıktı. Avarlar 587’de Adria-nopolis (Edirne) civarında yenildiler. 600 yılında harb gene patlak verdi. 601’de Avar orduları yenilgiye uğradı. 602’de Bayan öldü. Perster 626’da Avarlarla bir bağlaşma antlaşması yaparak Bizans’a yürüdüler. Fakat başarı sağlanamadı. Kağan ağır kayıplara uğrıyarak geri çekildi.

           Bu başarısızlıktan sonra Avarların eski korkunç kudreti azalmaya yüz tuttu. İmparatorluk her yandan çevrilerek hareketsizliğe mahkûm oldu. Eskiden o kadar cenkçi olan bu kavim yurdunu kuvvetlendirip, elde tutmaktan âciz kaldı. En sonunda Frank hükümdarı Büyük Kari 803’te Avar ülkesini alarak bağımsız Avar İmparatorluğunu ortadan kaldırdı. Avarlar da dağınık şekilde yabancı kavimlere karıştılar, bilhassa Slâvlar içinde eridiler.

            Avarlar’ın Yaşayışı

          Avarlar da Hunlar gibi atlı bir göçebe kavimdi. Devlet kabile federasyonu (birliği) esası üzerine kurulmuştu. Bu devlette idareci Avar kabilesinden başka, türlü kavimler ve kavim kırıntıları vardı. Birliğin başında Kağan bulunurdu. Devlet teşkilâtı ta-mamiyle askerî mahiyetteydi. Taarruz ordusunun teşkilâtında Avarlar ve Bulgar Türkleri süvariyi; slâv, Gepid (Germenler) ve daha başka tâbi kavimler piyadeyi ve filoyu teşkil ederdi.

           Avarların da öteki Türk kavimleri gibi Şaman dininden oldukları sanılmaktadır. Hıristiyanlığı geç kabul etmişlerdir. Avarlar’ ın Hıristiyan olmaları, ancak Frank istilâsı ile başlamıştır.

           Avar medeniyetinin en önemli yedigârları, Macaristan’da şimdiye kadar kazılan 15.000 Avar mezarından çıkarılmıştır. Bunlar ağır dökme kayış süsleri, koşum takımları, küçük sanat eserleri, dövme madeni levhalardır. Avar mezarlarında bulunan kafatasları genel olarak kısakafalı (brakisefal) karakter taşımaktaydı. Böylece, yalnız eşyaların işleniş tarzı değil, iskeletler de Avarlar’ın Orta-Asya’dan geldiğini ispat etmektedir. Avar mezarlıkları bazen bin kadar mezarı içine almaktadır. Bu da, Avarların büyük topluluklar halinde yaşamış olduklarını gösterir.

           Avarlar ölüyü mezarda yüzünü doğuya çevirerek yatırırlardı. Kibar ölülerini deriye sarıp ağaçtan bir tabutun içinde, atı ile birlikte gömerlerdi. Öbür dünya yolculuğunda aç kalmasın diye mezarda ölünün yanına çeşitli yemekler de koyarlardı.

           Eski Avar Eserleri

           Avarlar’ın başlıca silâhı ok ve yaydı, kılıç da kullanırlardı. Avar kılıçları ya düz, ya da hafifçe kıvrıktı. Üzengiler daire biçiminde yapılırdı. Avar arkeolojik buluntuları arasında, benzerlerine Kafkasya, Türkistan ve bilhassa İtil (Volga) bölgesi kavimlerinde bugün de raslanmakta olan çifte borulu bir kaval dikkate değer. Kavimlerin göçü çağından bize kadar gelen bu tek çalgı âleti Macaristan’da, Janoshida (Szolnik ili) kazısında 1933’te bir Avar mezarından çıkmıştır. Bir erkek iskeletinin el kemikleri arasında bulunan bu kavalın ses delikleri 2 + 5 şeklinde sıralanmıştır.

           Avarlar’ın bir kısmı zamanla göçebelikten çıkıp yerleşik hayata geçmiştir. Pannonio Avarları ticarette önemli bir rol oynamışlardır. Batı’ya doğru yönelen Avar ticareti her zaman, Frank egemenliği zamanında bile, çok işlekti. Batı Avrupa tüccarları Avar ülkesine girmez, Avar tüccarlarının getirdikleri malları Regensburg’da teslim alırlardı.

           Avarlar süsü sever bir kavimdi. Güzel elbiseler giyer, kıymetli silâhlardan, altın ve gümüş kablardan hoşlanırlardı. Avarlar gibi giyinmek ve saç kesmek bir süre Bizans’ta moda olmuştur. Altın bakımından çok zengindiler. Ganimet ve yıllık vergi olarak başka yerlerden Avar ülkesine bol bol altın akardı. O zamanki dünya altın mevcudunun üçte ikisi Avarların eline geçmişti. Bu altının en büyük kısmını kuyumcular eritip altın eşya yapmakta kullanırlardı. Büyük Karl’ın Avarlar’a karşı açtığı seferin başlıca sebeplerinden biri de Avar altınlarını ele geçirmektir.

16 Türk Devleti SıralamasıBüyük Hun İmparatorluğunun Kuruluşu (M.Ö. 220)Batı Hun İmparatorluğuAvrupa Hun DevletiAk Hun İmparatorluğuTarih'te GökTürk Kağanlığı2. GökTürk Devleti

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)

Facebook Yorumları



Disqus Yorumları