Harzemşahlar Devleti
Harzemşahlar, Harezm olarak anılan Aral Gölünün güneyi ile İran’ın Kuzey Doğu bölgesinde hüküm sürmüş, 1091 yılında temelleri atılarak 1138 yılında Bağımsızlığına kavuşmuş, 1231 yılında Anadolu Selçuklu Devleti tarafından yıkılarak Anadolu Halkları içerisine kaynaşmıştır.

Harzemşahlar Devletinin Kuruluşu

Harezm Bölgesi, Büyük Selçuklu Devletinin hâkimiyeti altında bulunan ve Selçuklu Sultanlarının atadığı valilerce yönetilen önemli bir ticaret kentiydi. Harzemşahlar Devletinin atası kabul edilen Anuş Tigin, Harezm’li bir Türk genci olarak Selçuklu Emirlerinden Bilge Tigin tarafından esir olarak alınıp Selçuklu Sarayında eğitim ve terbiye görmeye başladı. Burada bahsedilen esaret aslında Selçuklu Devletinin devlet adamı yetiştirme politikasından ibarettir. Zamanla Osmanlı Devletinde Devşirme Sistemi ile karşımıza çıkan bu uygulama ile çocuk yaşta alınan sağlıklı ve yetenekli Türk Gençleri, saray eğitimi, devlet adamlığı ve siyasi ilimlerle donatılarak devletin önemli mevkilerinde görevlendirilmekteydi. Bu minval ile Selçuklu Sarayında hizmetkâr olarak görev alan Anuş Tigin, zamanla yükselerek Taştdarlık vazifesi almış ve Sultanın abdest alması ve elini yıkaması için ibrikçiliğini yapmaya başlamıştı. İbrikçilik ile başlayan saray vazifesi zamanla devlet mertebelerinde görevler alarak yükselmesiyle devam etti. Devlet işlerindeki başarısı ve zekâsıyla yükselerek çocuk yaşta Bilge Tigin tarafından esir alındığı Harezm’e vali olarak atandı (1092). Bu tarihten sonra Harzemşahlar Devletinin müstakbel sultanları olacak Harezm valileri Anuş Tigin’in soyundan gelmiştir. Bu sebeple Anuş Tigin, HarzemşahlarDevletinin kurucusu ve saltanat atası olarak kabul edilmektedir.

Harezm bölgesi, Büyük Selçuklu Devletine bağlı bir vilayet olarak valiler tarafından yönetilmekteydi. Ancak Selçuklu Devleti, 1092 yılında bölünmelere maruz kalmış ve zayıflamıştı. Yaşanan bölünmeler sonucunda Irak-İran hattında hâkimiyetini devam ettiren Büyük Selçuklu Devleti, Harezm bölgesine atadığı vali ile bu bölgeyi uzaktan yönetmekteydi. Anuş Tigin döneminden sonra Harezm’in idaresi Anuş Tigin soyundan devam etmiş, bunun bir sonucu olarak da Anuş Tigin ailesi Harezm bölgesini saltanatı ile idare ederek Harzemşahlardevletinin temellerini atmıştır. Anuş Tigin, Harezm valiliği görevini başarıyla ifa etmiş, zor zamanlar yaşayan Büyük Selçuklu Devletine bağlı kalarak halkının saygısını ve itaatini kazanmıştı. Bunu gören Selçuklu Sultanı Sencer, Anuş Tigin’in vefatından sonra yerine oğlu Kudbeddin Muhammed’i Harezm valisi olarak atadı (1097).

Harzemşahlar, Harezm olarak anılan Aral Gölünün güneyi ile İran’ın Kuzey Doğu bölgesinde hüküm sürmüş, 1091 yılında temelleri atılarak 1138 yılında Bağımsızlığına kavuşmuş, 1231 yılında Anadolu Selçuklu Devleti tarafından yıkılarak Anadolu Halkları içerisine kaynaşmıştır.

Harzemşahların  Zayıflaması ve Yıkılması

200 yıl boyunca devam eden Karahıtaylı tehdidi artık ortadan kalkmış, Moğol kökenli Karahıtaylılar Harzemşahlar’ın tebası olmuşlardı. Ancak Karahıtaylılar’ın arkalarından batıya doğru ilerleyen daha büyük bir Moğol Tehdidi baş göstermişti. Cengiz Han liderliğinde birleşen Moğollar önce Çin’i ele geçirmiş, sonrasında ise karşılarına çıkan her şehri yağma ve talan ederek büyük bir vahşetle batıya yönelmişlerdi. Muhammed Han, Moğollara karşı koyamayacağını anlayıp ticaret münasebetlerini geliştirerek iyi ilişkiler içerisine girdi. Ancak birkaç yıl sürebilen bu iyi ilişkiler, Cengiz Han’ın ticaret kervanları ile birlikte Harzemşahlar’ın bölgesine gönderdiği casuslardan birinin ortaya çıkması üzerine bozuldu. 

Cengiz Han’ın stratejileri yalnızca savaş meydanlarında değil savaş öncesi ve sonrasındaki casusluk faaliyetleriyle birlikte bir bütün oluşturmaktaydı. Harzemşahlar ile yapılan ticaret anlaşmalarını kullanarak ticaret kervanlarında görev verdiği casusları üzerinden hem bilgi topluyor hem de bu casuslar ile Harzemşahlar devlet görevlilerini rüşvet ve menfaat vaat ederek satın alıyordu. Bu casuslardan birisi Harezm’de yakalanınca Harezm Valisi İnalcık, casusluk yapan kervanı yağma edip casusların sakallarını yakarak geri gönderdi. Tarihe Otrar Vakası olarak geçen bu olay sonucunda Harzemşahlar ile Moğollar arasındaki iyi ilişkiler sona erdi. İnalcık’ın bu hareketi kuşkusuz ki Cengiz Han’ın öfkesini çekecek, Moğollar ile geliştirilmiş olan iyi ilişkileri bozacaktı. Ancak Moğolların her halükarda Harzemşahlar’ın üzerine taarruz edeceği de biliniyordu. Cengiz Han, elçisini göndererek malların tazminini ve Harezm valisi İnalcık’ın teslim edilmesini istedi. Muhammed Han, Cengiz Han’ın bu istediğini reddedince Harzemşahların sonunu hazırlayan Moğol İstilası başladı (1219). 

200 Bin kişilik devasa bir orduyla yola düşen Cengiz Han, önündeki şehirleri ayaklarının altına alıp yakarak batıya, Harezm topraklarına doğru ilerlemeye başladı. Kısa süre içerisinde Buhara, Semerkand, Otrar, Sığnak, Berakend ve Hocend Moğollar tarafından istila edildi. Kalabalık Moğol ordusuna karşı vur-kaç taktikleriyle yıpratmaya çalışan Muhammed Han, giriştiği son mücadelede de mağlup olunca kaçarak Abiskun’da bir adaya sığındı. Harzemşahlar Moğol istilalarına karşı koyamayarak yıkılmıştı. Hakimiyeti altına aldığı Kuzey İran, Horasan ve Gazne bölgelerinde tutunamayarak çekilmek zorunda kaldı. Devleti başında bir hükümdar bulunmadığından Irak ve Bağdat bölgelerinde de başkaldıranlar Harzemşahların bölgedeki otoritelerini sahiplendiler ve Harzemşahlar devletini tarih sahnesinden sildiler. Moğol mağlubiyeti sonrasında kaçan Muhammed Han, 1220 yılında vefat edince oğlu Celaleddin, babasından kalan saltanat makamına oturdu.

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)

Facebook Yorumları



Disqus Yorumları