ÜÇ GÜZELLER

Tanrılar; bir gün Olimpos dağında ziyafet sofrasındalarmış. Ares’in arkadaşı olan Eris ( Nifak) uzlaşmama, sorun çıkarmanın temsilcisiymiş. Herkesin gülüp eğlenmesinden yararlanarak, dikkatlerin dağıldığı bir anda, göz önünden kaybolan Eris , ortalığa nifak tohumlarını saçmak için planını yürürlüğe koymaya karar vermiş. Bir elma alarak, üzerine “en güzel tanrıçaya” şeklinde bir yazı yazarak elmayı ortaya atmış. Birbirinden güzel üç kadın bu elmaya aslında bu sıfata sahip olmak istemiş ve bunu belirlemek için tarafsız bir hakeme gereksinim duyulmuş. Zeus bu durumda karısı Hera , kızı Athena ve denizdeki bembeyaz dalgalardan doğmuş olan Afrodit arasında kalmış. Bu karmaşık ve zor durum karşısında Zeus akıllıca bir  hamleyle ateşi başkasına atmış. “Gidin, Ida dağında ( Edremit körfezinde bulunan Kazdağları) yaşayıp, sürülerini otlatan çoban Paris’in yanına. O bu soruna bir çözüm bulacaktır.” 

Çoban Paris Truva kralı Priamos’un oğluymuş. Truva kraliçesi bir gece rüyasında ateş doğurduğunu ve bu ateşin tüm Truva kentini yakıp yıktığını görmüş. Bunun üzerine bu rüya sonrasında kraliçenin doğurduğu bebek, İda Dağı (Kazdağı)’na bırakılmış. Burada bir süre kendisini bulan bir ayı tarafından emzirilmiş. 

Paris çok zorlanarak da olsa kararını vermiş.Çoban olarak büyüyen Paris, Afrodit’i en güzel kadın olarak seçmiş, ilk güzellik yarışmasının birincisini Afrodit olarak ilan ederek, elmayı ona vermiş.

Bumerang - Yazarkafe

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)

Facebook Yorumları



Disqus Yorumları